İncelmek, İncelemek, İnce Elemek / deneme

(Yazarın Sesinden)

Adnan FARUK (Hatay, 2022)

Günlük hayatta kullandığımız, yazdığımız, okuduğumuz harf ve kelimelerin kendilerine göre bir ritmi ahengi ve melodisi vardır. Bu ritim, kullanılan dile ve kültüre göre farklı anlamları, algılayışa göre de farklı anlatımları meydana getirir. Bu bağlamda Türkçemizde benim en çok dikkatimi çeken kelimelerden biri olan “ince” kelimesini bu yazımızda belli açılardan inceleyeceğiz.  

Bu kelime, dilimizde sık kullandığımız ve birçok kombinasyonla farklı sözcük gruplarının oluşturulabildiği bir sıfattır. Türk lügatlerinde bu kelimeyi incelediğimizde hafif, zayıf, taneleri ufak, ayrıntılı, kaba karşıtı, aşırı özen gerektiren gibi anlamlarla karşılaşıyoruz. Şimdi, tam burada okumayı durdurun ve bu kelimeyi telaffuz edin. Her ne kadar öznel bir yargı olsa da ağzınızdan çıkan “ince” kelimesinin ne kadar ince olduğunu fark edeceksiniz. Fonetik açıdan anlamlarına oldukça uygun olan bu sıfat, fiziksel bir incelik, zayıflık için kullanıldığı gibi belirli bir durumu da niteleyebilir.

Biz ise bu yazımızda “ince” sözcüğünü, insan davranışlarını nitelemesi bakımından ele alacağız. TDK sözlüğünde bu kelimeye karşılık gelen anlamlardan biri “düşünce ve duygu açısından insanın sevgi ve saygısını kazanan, zarif, kaba karşıtı”dır ve yazımıza ana konu olan anlam budur.

Millet olarak kelimenin bu manasıyla kullanılışına pek aşinayız. Zikri geçen tarife uygun biri hakkında “Falanca kişi ne kadar ince birisi” deriz. Hatta düşünceliliğine vurgu yapmak için “ince ruhlu” diye anarız o kişiyi.

İşte bu durum yani karşılıklı nezaket, düşüncelilik ve birbirini anlama hali, yazımızda nazar-ı dikkate aldığımız/alacağımız esas noktadır. Çünkü bu husus insan olarak, toplum olarak, tüm dünya olarak çok büyük eksikliklerimizden biri bugünlerde. Hatta sadece bugünlerde değil geçmişte de böyleydi ve gelecekte de muhtemelen böyle olacak.

Halk arasında “dert konuşturur” diye bir laf vardır. Biz yazarlar ve şairler takımı buna “dert yazdırır” diyoruz ve bu yazıya da ilham veren, şekillendiren, sadece bireysel olarak değil gerek millet gerek insanlık olarak gönüllerimizi dağlayan büyük bir derdimiz var: insanların gittikçe kabalaşan tavırları, nezaketsizlikleri, bencillikleri, şiddete meyilleri, istismarları ve zulümleri.

Etrafımızda cereyan eden menfi olayları incelemiş olsak çoğunun temelinde şunu görüyoruz ki, birbirimizi dinleyip anlamak gibi bir derdimiz yok. Bırakın bunu dert etmeyi, tahammül bile edemiyoruz. Her zaman, her şeyden ve herkesten evvel kendimizi/çıkarımızı düşünüyoruz. Bununla kastımız kendimizi önemsememek, kendimize değer vermemek değil elbette. Ancak bunun, bizim dışımızdaki insanların da bir kıymetinin olduğunu düşünmeye veya onlara kibar davranmaya engel olmayacağı hepimizce malum.

İnsanlık olarak yüksek dozda ince davranmaya, incelmeye ihtiyacımız var. Kişiliğimizde, düşüncelerimizde ve davranışlarımızda incelmek, inceleşmek.

Tabii inceleşmenin de yolu incelemekten geçiyor. Yani hem kendimizin hem de iletişimde bulunduğumuz insanların duygu ve davranışlarını incelemek.

Biraz dikkatli incelenirse bu cümlelerin alt satırında yatan mananın “ilişkilere kıymet ve ehemmiyet vermek” olduğu görülür. Yani bahsettiğimiz problemin asıl kaynağı alelade, üstünkörü ilişkiler kurmak.

Peşinen kabul edelim ki, etrafımızda yaşayan ve iletişim kurduğumuz insanların hissiyatlarını, zannettiğimizden daha az önemsiyoruz çoğu zaman. Davranışlarımızın sonucunda insanların nasıl etkileneceğini, farkında olmasak da ikinci plana atabiliyoruz. İnsanlarda bıraktığımız iz ve hissiyat yahut bize karşı davranışlarının altında yatan sıkıntı ve üzüntüler, yaşanmışlıklar bizim için ne derece mühim sizce? Ya da bunu yeteri kadarı umursuyor muyuz?

Her şeyi aşırı melankolik bir takıntıyla kafaya takın demiyoruz. Fakat biraz düşünceli olmak, bazı ihtimalleri gözeterek ince davranışlar sergilemek, hiçbirimizden bir şey kaybettirmeyeceği gibi etrafımıza nezaket fidanları ekip insanlık meyveleriyle ruhumuzun doymasına yardımcı olur. (Tabii ki her zaman, her kişide aynı sonucu alacağınızı garanti edemeyiz.)

Sözün özü, hayatınızda ince olmayı ihmal etmeyin. İnceleşin. Bunun için de duygu ve davranışları incelemeyi unutmayın. İlişkilerinizi ince eleyip sık dokuyun.

Yazması/söylemesi iyi, güzel de uygulamak mesele. Siz şimdi yazının son satırlarına gelmişken inceliği zihninize kaydedin ve bu yazıyı kenara koyup dinlenmeye bırakın. Başka bir zaman tekrar dönüp okuduğunuzda satır aralarında daha farklı güzellikler bulacağınızı temenni ediyor, ruhun inceliklerinde derin bir yolculukta sizleri düşüncelerinizle baş başa bırakıyoruz.

(Not: İnceliğin üstadı olan okuyucularımızı tenzih ederiz.)

2.12.2021 (Hatay)