Büyük Bir Mutluluk / minimal öykü

Güneş doğmuş, gecenin zifiri karanlığı yerini parlak aydınlığa bırakmıştı. Bahçe’nin köşesinde bankta oturan iki genç ise heyecanlı bir şekilde bekliyordu.

Küçük olan, meraklı ve utangaç bir ağızla konuşmaya başladı. “Abi, sana bir şey sorabilir miyim?”

“Sor bakalım ne soracaksın?” dedi Abi.

“Dün öğretmenimiz bize küçük şeylerle mutlu olabileceğimizi söyledi. Ama anlamadım. Sence ne demek istedi?”

Abi, kardeşinin bu sorusuna hemen cevap vermedi. Ezbere yaşamayı sevmezdi. Ancak o anda en uygun cevabı belirlemesi gerekiyordu. Düşünürken yaptığı dudağını büzme hareketini de ihmal etmedi.

Bir süre sonra cevap vermeye başladı “Küçük mutluluklar, kişilere özgüdür. Mesela, bir pirinç çuvalına elini daldırmak. Parmaklarının arasından kayan pirinç tanelerinin hepsini teker teker hissetmek veya evinin her bir odasını farklı renge boyamak, tadilat yapmak, ışıklandırmak. Mesela, bir gezgin düşünelim. Gideceği yeri belirledikten sonra yollara düşer” dediğinde bir gezginin rota belirlemeden yola çıkacağını, yanlış cevap verdiğini anladı. Ama verilen örnek sorusunun cevabına hizmet ediyordu.

Konuşmaya devam etti “Onu asıl mutlu eden sonuç değil süreçti. İşte o an karnında uçuşan kelebekler, yanına aldığı yapılacaklar listesine bakmak başka bir haz verir insana.”

Cevabını vermişti ama etkisini merak ediyordu. Kardeşi ise sessizliğini korudu. Anlatılanları hazmetmeye çalıştığı göz bebeklerinin büyümesinden anlaşılıyordu.

Ayağa kalktı ve zıpladı “Anladım!!!…. Anladım Abi. Ben de evdeki oyuncak arabalarımı dizmeyi, kırmızı ışıkta durmayı, yayalara yol vermeyi çok severim. Hatta itfaiye arabamla yangınları söndürmeye bayılırım.”

Bunu duyan Abi, çok mutlu oldu. Hatta büyük bir ders almıştı. Mutlu olmanın bakış açısıyla alakası vardı.  Ve o açı çok değerliydi. Bir çocuğun evinde oynadığı arabayla dışarıda büyüklerin kullandığı arabalar arasında hiçbir fark yoktu.  Küçükken kırmızı ışıkta duran çocuk büyüdüğünde de duracaktı.

Uzun süre daldıktan sonra Bahçe’nin kapısından giren insanları görünce kendine geldi. Kardeşinin elinden tuttu. “Haydi gidiyoruz” dedi.

“Nereye gidiyoruz Abi?”

Abi ise cevap verdi “Büyük mutluluğa, Bayrama…

Hayırlı Bayramlar Efendim.

(Tayyip ASAR)